Türkiye müzik tarihinde özel bir yere sahip olan Grup Yorum, 1985’ten bu yana sadece bir müzik grubu değil, aynı zamanda politik mücadelenin sembolü haline geldi. Anadolu’nun farklı dillerinde söyledikleri türkülerle, halkların ortak acılarını ve umutlarını sahneye taşıyan grup, sanatını bir direniş biçimine dönüştürdü.

12 EYLÜL SONRASI DOĞAN BİR SES
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası siyasi baskıların yoğunlaştığı bir dönemde, Marmara Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencileri Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan ve Kemal Sahir Gürel bir araya gelerek Grup Yorum’u kurdu. İlk konserleri “Bana Bir Türkü Söyleyin Yarınlara Uzansın” ile dikkat çektiler.
Kısa sürede büyüyen Grup Yorum, Anadolu’nun çok dilli kültürünü müziğine taşıdı. Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe, Zazaca, Lazca, Arapça ve Çerkezce eserler seslendirdiler. Bağlama ve kaval gibi halk çalgılarını keman, trompet, viyolonsel gibi batı enstrümanlarıyla birleştirerek “çağdaş halk müziği” adını verdikleri kendilerine özgü bir tarz yarattılar.

SANATIN BEDELİ: YASAKLAR VE DAVALAR
Grup Yorum’un politik duruşu, müzik yolculuğu boyunca ağır bedeller getirdi. 400’ün üzerinde dava açıldı, 15 üyesi tutuklandı. Konserleri defalarca yasaklandı, albümleri toplatıldı, şarkıları suç unsuru sayıldı. 21 albümle 2 milyondan fazla satışa ulaşmalarına rağmen, çoğu şehirde kasetleri satılamadı.
2010’da İnönü Stadyumu’nda on binlerce kişinin katıldığı 25. yıl konseri, baskılara rağmen kitlesel desteğin ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. 2012’de Bakırköy Halk Pazarı’ndaki “Bağımsız Türkiye Konseri” ise yüz binlerce kişinin katılımıyla tarihe geçti.

ÖLÜM ORUCU: MÜZİĞİN BEDENİ AŞAN DİRENİŞİ
2019’da başlayan konser yasakları ve tutuklamalara karşı Grup Yorum üyeleri açlık grevine girdi. 2020’de Helin Bölek (288 gün) ve İbrahim Gökçek (323 gün) ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Bu kayıplar, grubun müziğinin sadece sanatsal değil, politik direnişin de bir parçası olduğunu dünyaya duyurdu.

TARTIŞMALI BAĞLANTILAR
Grubun adı sık sık DHKP-C ile ilişkilendirildi. Bazı şarkılarında hayatını kaybetmiş örgüt militanlarına atıflar bulunması bu iddiaları güçlendirdi. Ancak Grup Yorum üyeleri defalarca “organik bağımız yok” diyerek bu suçlamaları reddetti. Yine de bu tartışmalar, grubun politik kimliğinin ne kadar keskin ve tartışmalı olduğunu gösterdi.

DİJİTAL SANSÜR VE 2025 GELİŞMELERİ
2025’te Grup Yorum’un YouTube’daki 454 videosu ve Spotify’daki şarkıları “milli güvenlik” gerekçesiyle Türkiye’den erişime kapatıldı. Tepki üzerine grup, tüm albümlerini yeniden ücretsiz olarak erişime açtı. Sosyal medyada “Grup Yorum susturulamaz” etiketiyle büyük bir dayanışma kampanyası başlatıldı.
Avrupa’da ise sürgündeki üyeler konserler vermeye devam ediyor. Fransa’dan İsviçre’ye, Almanya’dan Hollanda’ya kadar birçok ülkede konser salonları Grup Yorum’un ezgileriyle doluyor.

BİR FENOMEN OLARAK GRUP YORUM
40 yıla yaklaşan yolculuğunda Grup Yorum, yalnızca şarkılarıyla değil, yarattığı toplumsal etkiyle de Türkiye’de eşine az rastlanır bir fenomen haline geldi. “Kar Makinesi” ve “Hapishane Şarkıcıları” gibi lakaplarla anılan grup, müziği bir mücadele aracına dönüştürdü.
Bugün, tüm yasaklara ve baskılara rağmen, Grup Yorum hâlâ Anadolu’nun ve halkların sesi olmaya devam ediyor. Onların müziği, sadece bir dinleti değil; aynı zamanda bir hafıza, bir direniş ve özgürlük umudu.
